Myspace Graphics

AYSU DOGA'NIN PENCERESİNDEN

<

4/3/2008 - lütfen sizde yayınlayın.....LANET OLSUN...bunu yapanlara.......

Kategori: GUNLUK

NE AFFI BEE ASIN BÖYLE YARATIKLARI ASIN...

BEN TEPKİSİZ KALAMADIM LÜTFEN SİZDE KALMAYIN

 

ben bu yazıyı sevgili arkadaşım rana  dan kopyaladım oda göçmenkızı   dan almış duyarlılıklarından dolayı bi anne olarak teşekkür ederim. SAYGILARIMLA

 

BU YAZIYI TÜM DÜNYADA KİMSESİZ  ÇOCUKLAR İÇİN SİTENİZE EKLEYİN

 

Koşmaya yeni başlamıştı adımlarım Düştüm, Bebeğim bir yana, Gülüşlerim bir yana. Anneme baktım, Yoktu! Başımda yabancı bir adam Küçücük göğsümde kocaman elleri Sakalları deldi geçti pespembe tenimi. Anne, anneeeeeeee. ... Bir oyun sandım Elleri kara kara 'öcü' amcalarmış Bir emzik düğümünde yarıldı bedenim Altımı ıslattım sandım Kan kaybında Boğuldu insanlık! Bebektim Çocuk olacaktım Abla olacaktım Altımdaki bez çıkmadan, Kadın oldum bir buçuk yaşında... ADAM OLDUMU o amca bedenimde ??? Öğretin bana; kendi suyumu kendim alamazken Nasıl sulayacağım bedenimde ölen çiçeği!!! Ben kadın olmak istemedim Ben dünyaya da gelmek istememiştim ki! Anneeeee... babaaaaa.... Işığı açın! Uzanamıyorum
BU METİNLE TÜM DÜNYADA ÇOCUK PORNOSU MAĞDURLARI İÇİN BİR MUM YAKILARAK DOLAŞIP SİZE ULAŞTI. HEDEF 1 MİLYON MUM. BU RAKAMA ULAŞILDIĞINDA TÜM ÇOCUK PORNOSU SUNAN SİTELER KAPATILACAK. BU OLAGAN ÜSTÜ HAREKETE KATILMANIZ IÇIN ANNE BABA OLMANIZ GEREKMIYOR. GELECEKTE SAHIP OLACAGINIZ ÇOCUKLAR IÇINDE LÜTFEN BIR MUM DA SIZ YAKIN. %70 i 13 YAŞIN ALTINDAKI ÇOCUKLARDAN OLUŞAN AILELERINDEN ÇALINIP BU PISLIGE ALET EDILMIS BU ÇOCUKLAR IÇIN BU MESAJI TANIDIGINIZ HERKESE YOLLAYIN. BIR MILYONU GEÇMEK IÇIN SON BIR MUM LÜTFEN. ÇOCUK PORNOSU SAPIKLIKTIR.

 

 BUDA BENİM YAYINLAYACAĞIM YAZI... BELKİ TEPKİ ALICAM AMA ÖNEMLİ OLAN ANNE VE BABALARIN UYARILMASI ALLAH KÖTÜ İNSANLARI KARŞIMIZA ÇIKARMASIN

 BEN YAŞAMAK İSTİYORDUM.....

 

 

Ben yaşamak istiyordum. Ben daha çocuktum…

Neden yaptınız bunu bana..”

DİKKAT 18 YAŞ ALTI İÇİN SAKINCALIDIR..

 

       Arabamdan indim. Ağaçlık alana doğru yürüyorum. Yürürken çimenlerin uzunluğundan ayakkabılarımı göremiyorum. Ormanın en kuytu yerine, içimde anlam veremediğim, yüreğimi karanlıklar içinde bırakan bir kederle yürüyorum…

Olay yerini koruma altıma alan polisler beni görüp selam verdikten sonra, hemen arkasını dönüp, eliyle gözyaşlarını silmeye çalışıyor. Biraz ileride Adli Tıp Savcısı ve Ağır Suçlar Amiri  Adli Tıp doktoru duruyordu.Daktilo çıkarıldı yazılamya başlandı...

       2005 günü x Eyaleti x şehrinde x koruluğunda 4 yaşlarında bir kız çocuğunun cesedinin bulunduğunun bildirilmesi üzerine olay mahalline gelindi. Olay mahallinde Adli Tıp Savcısı M.S Operatör Doktor mis C.V ve Eyalet Emniyet Müdürü  U.H ve  Kriminal Uzman C.A  eşliğinde inceleme başlatıldı. 

Emniyet Müdürü; U.H.

”Yapmış olduğumuz tetkikte cesedin, x caddesi no 22 noda oturan A.S. isminde bir kız çocuğuna ait olduğunu, biraz ileride bulunan evinin önünden kendi rızası ile alınarak, koruluk kenarına götürüldüğünü tespit ettik. Olay yerinde bir adet X marka yarısı yenmiş çikolata bulundu. Suçun işlendiği yol güzergahında yaptığımız araştırmada, yeşillik alanda sanığa ait olan tek ayak izi bulunmakta ve  bu da çocuğun yeşil alana kadar istekli yeşil alanda ise kucakta zorla getirildiğini doğrulamaktadır.” (ağlamaklı bir ses tonu ile) gördüğüm bu vahşete yaşım gereği dayanamıyorum. İlgili geniş raporu makamımda yazıp göndereceğim…  

Kriminal Uzman; C.A

“olay yerinde yeşil çimenlerin üzerinde dört yaşlarında, çıplak kız bedeni vardı. Yanına yaklaştığımda sol göğsü üzerinde dört ısırık olduğu, ısırıkların üçünün çanlıyken meydana getirildiği, son ısırığın ise öldükten sonra yapıldığını tespit ettim. Bütün deliller olayın zorla yapıldığını göstermektedir. Yerde bir

Eyaletinde ikamet eden T.H şahsın   Xnufusuna kayıtıtlı halen X iş kimlik cüzdanı bulunmuş, sanık yakalanmış, sanık üzerinde yapılan incelemede dizlerinin çimenlerden yeşil renkte olduğu, diş izlerinin röntgende çekilerek yapılan işlemden sonra  ceset üzerindeki izlerle aynı olduğu tespit edilmiş ve sonunda  sanık suçunu, ceza indiriminden yararlanmak için itiraf etmiştir.   

Adli Tıp Doktoru Mis C.V

makdulenin ensesinde morluk olduğu, ensesinden tutularak, olay yerine zorla getirildiği, dört yaşındaki küçük kıza hunharca tecavüz edildiği, küçük kızın cinsel organının ve midesinin sanığın cinsel organı tarafından parçalandığı,  henüz daha canlıyken organlarındaki parçalanmadan dolayı yoğun miktarda kanamanın başladığı, cinsel organının açıkta olduğu ve kapanmadığı görüldü. Bu da kızın öldükten sonra da tecavüze devam edildiğini göstermektedir. (ağlayarak) Olayla ilgili detayları ekte sunacağım…  

     Olay yerine polisler tarafından getirilen sanığın ön ifadesi;

“Ben evde bilgisayarımda gelen maillerimi kontrol ediyordum. Bir mailde

“EN GÜZEL ÇOCUK PORNO SİTELERİ BURADA. TIKLAYINIZyazıyordu

Açtım baktım küçük yaşta kız çocuklarının çıplak fotoğrafları vardı… ve tahrik oldum. Evimin önünde oynayan 4 Yaşındaki A.S isimli kızı kandırarak koruluğa götürdüm ve  orada tecavüz ettim. Öldüğünü görünce kaçarak eve geldim…”

         Dokuz polis, bir savcı, bir kriminal uzman, bir adli doktor, çocuğun cesedini kaldırırken, onun yüzündeki meleksi ifadeye takılıp kalmıştı.

         Ölüm uykusuna dalmış çocuğun gözleri, yarı açık ve acılar içinde yaşama veda etmişti. Sanki halen gülümsüyormuş gibi duran yüzü…”Ben yaşamak istiyordum. Ben daha çocuktum… Neden yaptınız bunu bana.. Ne istediniz benim bedenimden.. Oyunlarım yarım kaldı” dercesine bakıyordu  ve herkes ağlıyordu.

         Sessizlik kurşun gibi ağırdı. Vuruyordu herkesi yüreğinden. Sessizlik çok şeyi anlatıyordu.

Çocukların Cinsel Amaçlı Kötüye Kullanılmaları (Cinsel Taciz)

Hususunda Anne ve Babalara  Öğütler: 

Çocuklarınızı Bu Konularda Uyarın!!! 
   Çocuklarınızın sizlere her konuda güvenmeleri ve her türlü sorunlarını sizlerle konuşabilmeleri çok önemlidir. Çevredeki yabancı şahıslara karşı çocukların daha dikkatli olmaları ve fazla güvenmemeleri yolunda eğitilerek uyarılmaları gerekmektedir. Çocuklarınızın evden çıktıktan sonra nerelere gittiği ve kimlerle oynadığını bilmelisiniz. Çocukların akşam belli bir saatte evde olmaları konusunda diğer ailelerle mutabakata varınız…

Aile Olarak Şu Hususları Bilmelisiniz… 
   Çocukları yakından ilgilendiren her türlü tehlike hakkında, kendilerinin bilgilendirilmeleri çok önemlidir. Buna cinsel bilgilendirme de dahildir. Polis kayıtlarında tecrübe ile sabittir ki; Çocukların cinsel tacize maruz kalmalarının önlenmesi ancak onlara bu konuda öğüt verilmesi ve bazı prensiplerin kazandırılması ile mümkündür….
Çocuklarınıza Hangi Öğütleri Vermelisiniz… 
   Tehlike her yerde bulunmaktadır; okul yolunda, park yakınlarında, eve dönüşte, spor sahalarının yakınlarında, arkadaşlarının evine gelip giderken... Tehlikenin bulunabileceği yerler hakkında çocuklarınızı aydınlatın…. Önce iyi ve kötü milli ve ahlaki değerlere göre telkin edilmeli, öğretilmeli, İyi fiilde bulunma aleni olarak takdir edilmeli. Kötü fiil, başkalarından misal verilerek kötülenmeli, Hataları sebebiyle devamlı azarlanmamalı.  

Tanımadıkları şahıslardan para veya hediye almamaları, Yabancı şahıslarla herhangi bir yere gitmemeleri, yardım talebinde bulunan yabancılara da yardım etmemeleri, kesinlikle yabancıların arabalarına binmemeleri. Çocukların düzenli olarak takibi onlara dikkat edilmesi ve onlarla beraber olunması da cinsel tacizi önleyen unsurlar arasındadır.

Çocuklarla sürekli konuşarak bu tehlike hakkında onları uyarmanız sonucunda daha duyarlı olmalarını ve kendi kendilerini kontrol etmelerini sağlayacaksınız. yalnız kaldıklarında, tanımadıkları kimseye kapı açmamaları. Telefonda yabancı kimselere bilgi vermemeleri.
Issız parklar, yollar ve yerlerden uzak durmaları, toplu olarak oynayan çocuklardan ayrılmaları ve tek başına oynamamaları, kendilerinden küçük çocuklara da dikkat etmeleri.
Takip edildiklerini hissettiklerinde büyüklerinden yardım istemeleri ve bu durumlarda ıssız yerlere değil de kalabalığa doğru gitmeleri, Tehlikede olduklarında bağırmaları, kaçmaları ve kendilerini müdafaa etmeleri gerektiği, kendilerine zarar vermek isteyen şahıslara iyi bakıp onları teşhis etmeleri ve araçlarının plakasını almaları. Kendilerine veya arkadaşlarına bir şey yapıldığında derhal ailelerine veya polise haber vermeleri anlatılmalı.

BENİM SAVAŞIMDA

BENİ YALNIZ BIRAKMAYIN

HANGİ ÜLKEDE OLURSANIZ OLUN

ÇOCUK PORNOSU İLE İLGİLENENLERİ

POLİS İMDAT TELEFONUNA İHBAR EDİNİZ..

TÜRKİYE

UNUTMAYIN POLİS İMDAT TELEFONU 155

POLİCE TEL… 911USA

? 3 Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

27/2/2008 - BLOGUM 1 YAŞINDA

Kategori: GUNLUK

SÜPRİZZZ BENDE NİHAYET 1 YILIMI SİZLERLE BERABER  GECİRDİM. BENİ HEM ÜZÜNLÜ GÜNÜMDE HEMDE SEVİNÇLİ GÜNÜMDE YAZILARINIZLA DESTEK VERDİĞİNİZ İÇİN SİZ BLOGCU CAN ARKADAŞLARIMA TEK TEK TEŞEKKÜR EDERİM. DAHA NİCE YILLARA İNŞALLAH

? 5 Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

4/1/2008 - YENİ BİR PARA KAZANMA YÖNTEMİ

Kategori: GUNLUK

 BU ARAMA MOTORU TURK YAPIMI-HEMDE 1000 ARAMAYA 1 DOLAR VERIYOR

 

ARKADASLAR BU MAİL-İNTERNETTE DOLASAN YOK EFENDİM BİLL GATES PARA VERİYO YOK EFENDİM DİLEGİN GERCEK OLACAK GİBİ SACMA İCERİK BULUNDURAN BİR MAİL DEGİLDİR-AZCİK ZEKASİ OLAN Bİ İNSAN BU MAİLİN NE KADAR FAYDALİ OLDUUNU AZ SONRA OKUYUNCA ANLAR-SAYGİLAR…

arkadaslar ben haberdar oldum size de haber edeyim dedim

gecenlerde bi sitede bi tanitim gordum,bi arama motoru yapmis bizim turkler

"İnternette gerceklestirdigin aramalardan; her yil yarattigin 900 $ lik katma degerden hic pay almiyor musun?
Simdi sende aramiza katil ve hak ettigin payi al!"

aramayi bu motordan yapinca 1000 arama basi 1 dolar veriyolar,bide sitede arama motorunda arama yapilan yerin ustunde arada reklam cikiyo gunde 5 6 defa,onlara tiklayinca da puan kazaniliyo

zaten sitenin uye olunca verdigi 5 dolar hediye var…en ilginci de eger siteye birisini araciliginizla uye yaptiysaniz onun tiklamalarindan da ayni kendiniz tiklayip arama yapiyo gibi puan kazaniYoSUNUZ

ben bizzat denedim calisiyo benim 40 gunde 130 dolarim var sizde bi deneyin

arkadas tavsiyesi

 http://www.search-earn.com/recaysev

 

 yapmaniz gereken kolay,once toolbar yukleyin,sonra siteye uye kazandirin ve her uyenin yaptigi aramadan ve tikladigi reklamdan aynen kendin tikliyo-ariyo gibi puan kazan

tiklayin uye olmak icin,dogru soledigimi goreceksiniz, bide siteyi acilis sayfaniz yapin ki aramalariniz daha pratik olsun

hosunuza gidecek biseyse aramayi gogleden yapiyo yine

bi deneyin bence ben denedim ise yariyo

10 arkadasinizi siteye uye yapin onlarda sadece 10 kisi uye yapsa arkadaslarinizin gunde 10 aramasiyla 1 dolar kazaniyosunuz,bana inanmak istemezseniz deneyin,uye olmak ta kullanmak ta ucretsiz,sizden ricam bari benim referansimla uye olun da bana da faydaniz olsun,lutfen,yok sana faydam olmasin diyosaniz eger siteyi okudugumda gordugum su;200 dolara 175 uye satiyolar,bu ylere birisinin referansini kullanmadan direkt siteden uye olanlar,bence onlardan olmayin,nasilsa birilerine faydaniz olacak,izin verin o ben olayim…

tamamen turk sitesi

 

 

? 1 Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

31/12/2007 - HOŞGELDİN 2008...

Kategori: GUNLUK

TÜM ARKADAŞLARIMIN YENİ YILDA TÜM DİLEKLERİNİN GERCEKLEMESNİ SAGLIKLI BİR YIL OLMASINI DİLİYORUM . YENİ YILDADA HEP BERABER OLMAK DİLEGİYLE SEVGİLER

? 7 Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

27/12/2007 -

Kategori: GUNLUK


GÜZEL GÜNLER SİZ ARKADAŞLARIMIN OLSUN.2007 SON GÜNLERİNDE.....

? yok Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

5/11/2007 - YAĞMUR YAĞIYOR

Kategori: GUNLUK

 İSTANBULDA HAVA ÇOK KÖTÜ ARKADAŞLAR FECİ YAĞMUR YAĞIYOR RABBİM DIŞARDA KALANLARA YARDIM ETSİN.

? 1 Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

31/10/2007 -

Kategori: GUNLUK

KAPADOKYA TARİHİ

 

Kapadokya tarihi boyunca doğal değişimlerin yanı sıra birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, işte kronolojik sıraya göre bunlardan bazıları;

 

(M.Ö.3000-1750) Asur Ticaret Kolonileri Çağı

M.Ö. 2000-1750 yılları arasında Kuzey Mezopotamya'da yaşayan Assurlu tacirler Anadolu'da ticari koloniler kurarak ilk ticaret örgütünü oluşturmuşlardır. Bu ticaretin merkezi Kayseri'deki Kültepe, Kaniş-Karum'dur (Karum: Ticaretin yapıldığı pazar yeri). Belgelerde adı geçen ve yeri saptanabilen karumlardan biri de Karum-Hattuşaş'tur (Boğazköy).

Zengin altın, gümüş ve bakır kaynaklarına sahip olan Anadolu, tunç alaşımı için gerekli olan kalay bakımından fakirdi. Tacirlerin beraberinde getirdikleri kalay, çeşitli kumaşlar ve kokular bu ticaretin ana malzemeleriydi. Hiç bir zaman politik üstünlüğe sahip olmayan tacirler yerli beylerin himayesi altındaydılar.

Assurlu tacirler sayesinde Anadolu'da ilk defa yazı görülür. Kapadokya Tabletleri olarak adlandırılan Eski Assurca yazılmış çivi yazılı metinlerden, tacirlerin geliş yolları üzerindeki beylere %10 yol verdikleri, borçlu olan halktan %30 oranında faiz aldıkları, Anadolu krallarına sattıkları mal üzerinden %5 vergi verdikleri anlaşılmaktadır. Yine bu tabletlerde Assurlu tacirlerin Anadolulu kadınlarla evlendikleri ve nikah sözleşmelerinde Anadolulu kadınların haklarını koruyacak maddeler bulunduğu görülmektedir.

Assurlu tacirler yazıdan başka silindir mühürler, madencilik, tapınak ve tanrı fikirlerini de Anadolu'ya getirmişlerdir. Böylece Anadolu'nun yerli sanatı, Mezopotamya sanatının etkisi altında gelişerek kendine has yeni bir sanat anlayışını ortaya koymuştur. Bu sanat daha da gelişerek Hitit sanatının temelini oluşturmuştur.

(M.Ö.1750 - 1200) Hititler Dönemi

M.Ö.II. binin başlarında Avrupa'dan Kafkaslar üzerinden gelerek Kapadokya Bölgesi'ne yerleşen Hititler, daha sonra yerli halkla kaynaşarak imparatorluk kurmuşlardır. Dilleri Hind-Avrupa dil grubundandır. Başkentleri Hattuşaş (Boğazköy) olan Hititlerin önemli şehirleri Alacahöyük ve Alişar'dır. Kapadokya Bölgesi'nde bulunan bütün höyüklerde Hititlere ait kalıntılara rastlamak mümkündür. Bunun yanı sıra Hitit İmparatorluk Dönemi'nde özellikle Kapadokya Bölgesi'nde stratejik açıdan önemli geçitlere ve su kenarlarındaki yüksek kayalara rölyef olarak işlenmiş anıtlar bulunmaktadır. Bu kaya anıtları sayesinde Hitit krallarının güneydeki ülkelere ulaşmak için geçtiği yolları saptamak olasıdır. Kayseri sınırları içindeki Erciyes Dağı'nın güneyinde yer alan Fraktin, Taşçı ve İmamkulu kaya anıtları tanrıların kutsanması, Büyük Kralın (Hattuşili III) ve Kraliçenin (Puduhepa) tanrılara minnettarlığını göstermesinin yanı sıra imparatorluğun gücünün sınırlarını gösteren birer propaganda anıtlarıdır.

(M.Ö. 1200-700) Geç Hitit Dönemi

Friglerin Orta Anadolu'nun önemli kentlerinin hemen hepsini yıkarak Hitit İmparatorluğu'nu ortadan kaldırılmasından sonra Orta ve Güneydoğu Anadolu'da Geç Hitit Krallıkları ortaya çıkmıştır.

Kapadokya Bölgesi'ndeki Geç Hitit Krallığı ise Kayseri, Niğde ve Nevşehir'i içine alan Tabal Krallığı'dır. Bu döneme ait Gülşehir - Sivasa (Gökçetoprak), Acıgöl -Topada, Hacıbektaş - Karaburna Köyü'nde Hitit Hiyeroglifi yazılmış kaya anıtları bulunmaktadır.

(M.Ö.585-332) Pers ve Kapadokya Krallığı

Kimmerler'in Frig egemenliğine son vermesi sonucu Anadolu'da Medler (M.Ö. 585), daha sonra da Persler (M.Ö.547) görülür. Persler bölgeyi 'Satrap' adını verdikleri valilerce yönettiler. Eski Pers dilinde "Katpatuka" olarak adlandırılan Kapadokya bölgesi, 'Cins Atlar Ülkesi' anlamına gelmekteydi. Persler, Zerdüşt dinine bağlı olduklarından ve ateşi kutsal saydıklarından bölgedeki volkanları, özellikle Erciyes ve Hasandağı'nı, kutsal saymışlardır.

Persler, Kapadokya'dan geçerek başkentlerini Ege'ye bağlayan,'Kral Yolu'nu geliştirmişlerdir. Makedonya Kralı İskender M.Ö. 334 ve 332 de Pers ordularını arka arkaya bozguna uğratarak bu büyük İmparatorluğu yıkmıştır.

Pers İmparatorluğu'nu yıkan İskender Kapadokya'da büyük bir dirençle karşılaştı. İskender, komutanlarından Sabiktas'ı bölgeyi denetim altına almakla görevlendirince, halk buna karşı çıktı ve eski Pers soylularından Ariarathes'i kral ilan etti. Çalışkan bir yönetici olan I. Ariarathes (M.Ö.332-322) Kapadokya Krallığı'nın sınırlarını genişletti.

İskender'in ölümüne kadar barış içinde yaşayan Kapadokya Krallığı, Roma'nın bir eyaleti olduğu M.S.17 yılına kadar varlığını korumak için Makedonyalılarla, Pontuslularla, Galatlarla, Romalılarla mücadele etmiştir.

(M.S. 17-395) Roma Dönemi

M.S.1 7'de Tiberius Kapadokya'yı Roma'ya bağlayarak bölgedeki kargaşaya son verdi. Romalılar bölgeyi ele geçirdikten sonra batıya bir yol yaparak Ege'ye ulaşımı sağladılar. Bu yol hem askeri hem de ticari açıdan önemliydi.

Roma egemenliği sırasında, yöreye gerek saldırı gerekse göç biçiminde doğudan gelenler oldu. Romalılar bu yeni gelenlere karşı 'Lejyon' adını verdikleri askeri birlikleriyle karşı koydu.
İmparator Septimus Severus Dönemi'nde ekonomik bakımdan oldukça canlanan Kapadokya'nın merkezi Kayseri, daha sonraki yıllarda İran'dan gelen Sasaniler'in saldırılarına uğradı. Gordianus III bu saldırılara karşı şehrin etrafını surlarla çevirtti.

Bu sırada Anadolu'da yayılmaya başlayan ilk Hıristiyanların bir kısmı büyük şehirlerden köylere göç etmeğe başladılar. Kayseri'nin önemli bir din merkezi haline geldiği 4. yüzyılda, kayalık Göreme ve çevresini keşfeden Hıristiyanlar, Kayseri Piskoposu da olan Aziz Basil'in dünya görüşünü benimseyerek kayalar içinde manastır hayatını başlattılar.

(397-1071)

Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Kapadokya Doğu Roma İmparatorluğunun etkisi altında kaldı. 7.yüzyılın ilk yıllarında Kapadokya'da Sasanilerle Bizanslılar arasında yoğun savaşlar oldu. Sasaniler bölgeyi 6 - 7 yıl kadar ellerinde tuttular. 651'de Halife Osman Sasanileri yıkınca bölge bu kez Arap-Emevi göçlerinin akınlarına uğradı.

Uzun süredir devam eden mezhep çatışmaları III. Leon'un Müslümanlıktan etkilenerek ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaştı. Bu durum karşısında bazı Hıristiyan ikon yanlısı keşişler Kapadokya'ya sığınmaya başladılar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürdü (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi ikonoklasm etkisinde kaldıysa da ikondan yana olanlar burada rahatlıkla gizlenip ibadetlerini sürdürdüler.

(1071-1299) Selçuklu Dönemi

Oğuz Türklerinden Selçuk Bey'in kurduğu Selçukluların anavatanı Orta Asya'dır. 10. yüzyılda kuzeye doğru yayılan İslamiyet'i kabul eden Selçuklular, İslamiyet'i kabul etmemiş kavimlerle sürekli mücadele ederek egemenlik alanlarını genişletmeye çalışmışlardır.
Bizans İmparatoru Romanos Diogenes'in Selçuk Bey'in torununun oğlu Alparslan'a 1071 yılında yenilmesi Bizans'ın gerilemesine, Anadolu'da yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur.

1075 yılında Anadolu Selçuklu Devleti kurulur. 1082'de Kayseri fethedilir ve böylece Kapadokya Selçuklu hakimiyetine girer. Hıristiyanlığın önemli yerleşim ve yayılma alanı olan Anadolu, bundan böyle Kuzey Afrika'dan, Ortadoğu ve Yakındoğu'ya kadar uzanan İslam bölgelerine dahil olmuştur. Anadolu'nun Selçuklu Türkleri tarafından fethi, patrikhanenin idari etkinliğini etkilememiştir. Çünkü 13. yüzyıla ait İhlara Bölgesi'ndeki Aziz George Kilisesi'nin yazıtlarında Selçuklu Sultanı II. Mesud ve Bizans İmparatoru II. Andronicus'un adlarından övgüyle bahsedilmektedir.

13.yüzyılın sonunda Anadolu Selçuklu Devletinin zayıflaması üzerine Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde beyliklerortayaçıkar.1308yılındaMoğolkökenliİlhanlılar Anadolu'yu istila eder ve Kapadokya Bölgesi'nin önemli bir kenti olan Kayseri de yıkılıp tahrip edilir. Selçuklu sultanları Moğol yönetiminin etkisi altında kalırlar ve bağımsız hareket edemezler. Anadolu artık Türk boylarının kurduğu beylikler halinde idare edilecektir.

Osmanlı Dönemi

Kapadokya Bölgesi, Osmanlı Dönemi'nde de oldukça sakindi. Nevşehir, Damat İbrahim Paşa Dönemi'ne kadar Niğde'ye bağlı küçük bir köydü. 18. yüzyıl başlarında özellikle Damat İbrahim Paşa zamanında Nevşehir, Gülşehir, Özkonak, Avanos ve Ürgüp'te imar hareketleri gelişmiş; camiler, külliyeler, çeşmeler yaptırılmıştır. Özkonak kasabasının merkezinde Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selimdin doğu seferi sırasında (1514) yapılan köprü, Nevşehir'deki erken Osmanlı yapısı olması açısından önemlidir.

Osmanlı Dönemi'nde de Selçuklu Dönemi'nde olduğu gibi yörede yaşayan Hıristiyanlara karşı hoşgörülü davranılmıştır . Ürgüp/Sinasos'taki 18.yüzyıla ait Konstantin - Eleni Kilisesi, Gülşehir'deki 19.yüzyıla ait Dimitrius adına yapılan kilise ve Derinkuyu'daki Ortodoks Kilisesi bunun en güzel örnekleridir.

Eski Kapadokya Evleri

Avanos Evi restorasyon çalışmalarında aşağıda belirtilen kapadokya bölgesine özgü eski evlerin karakteristik özelliklerine tamamen sadık kalınmıştır.

 

DIŞ ÇEVRE

Bazen bir çeşme ya da bir dinsel merkezin bulunduğu meydanı çevreleyen sokaklarla oluşan mahalleler yerleşmenin özelliğini yansıtırlar. Sokaklar topografik özelliklere uyar ve genellikle insanla beraber yüklü bir hayvanın geçebileceği ölçektedir. Bazı yerleşmelerde sokak üzerine taşan saçaklar kapalı, samimi ve değişken perspektifli mekân etkileri oluştururlar. Bu organik sokakları bölgesel özelliklere göre bazen ahşap payandalı ya da taş konsollu çıkmaları ile yapı kütleleri, bazen de yüksek bahçe ya da avlu duvarları sınırlar.

İÇ ÇEVRE

Bahçe, avlu ve avluyu çevreleyen mekânlardan oluşur. Her şey kullanıcının yaşama biçimi ve günlük eylemlerine göre tasarlanmıştır. Genel özellikler şöyle özetlenebilir:

  • Pratiklik
  • İşlevsellik
  • Çevre koşullarına uyum
  • Çözüme iç mekânla başlayıp dışa doğru geliştirmek ve bütünleştirmek
  • Malzeme ve gereçleri en yakından seçmek
  • Çözümde, strüktürde, görünüşte yalınlık
  • İşlevsel çözümlerin planlamadaki önceliği

Evlerin plan şemaları ve kullanılan malzemeler Anadolu'nun değişik bölgelerinde değişik koşul ve bileşenlerde ortaya çıkmaktadır. Bunda iklim, çevresel koşullar, yöresel topografik durum gibi pek çok etken söz konusudur.

ESKİ KAPADOKYA EVLERİ PLAN TİPLERİ

Kapadokya evinde plan, odaların bir sofa çevresine dizilmesiyle oluşur. Oda, biçimi, büyüklüğü, nitelikleri pek az değişken bir yaşama birimidir. Odalar arası alan diyebileceğimiz sofa ise, her özelliğiyle değişkendir. Bu yüzden ev tipini sofa belirler. İç Sofalı Tipler: 18. yüzyıldan itibaren belirginleşmiş, ancak 19. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Kentlerin kalabalıklaşması, arsanın küçülmesi ve değer kazanması daha içe dönük ve sıkışık planlamaları gerektirmiştir. Daha rahat yaşama biçiminin arzulanması, tozdan, soğuktan kaçılması, sofa alanını da her zaman kullanma ihtiyacı, bu tipin tercih edilmesinin sosyal nedenleri arasındadır. Bu derli toplu plan, daha çok sayıda odaya yer veriyor, yanyana gelen odalar sayesinde duvarlar azalıyor ve ekonomi sağlanıyordu. Bir başka görüşe göre ise orta sofalı plan tipi, Orta Asya'dan beri kullanılan bir tip olup Anadolu Türk mimarisinde daha çok medrese, cami, köşk gibi yapı türlerinde uygulanmışken 18. yüzyıldan itibaren önce büyük kentlerde yönetici evlerinde sonra da çevresinde tekrar uygulama alanı bulmuş bir ev tipidir. İç sofalı tipte bir yönde simetri görülür.

 

 

 

 

? 2 Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

29/10/2007 - CUMHURİYETİMİZ 84 YAŞINDA..29 EKİM KUTLU OLSUN...

Kategori: GUNLUK

CUMHURİYET'İN İLANI

   Lozan'n kabulü ve barışın sağlanması ile geride Türk Devleti'nin siyasal yapısını belirleyecek devlet şeklinin ve adının ne olacağı sorunu kaldı. T.B.M.M.'nin varlığı ile egemenliğin kayıtsız - şartsız ulusa ait olan, insan haklarına dayanan bir devlet sistemi kurulmuştu. Fakat gerek halkın, gerekse Meclis içinde bulunanların büyük kısmı Padişah'a dinsel ve geleneksel bağlarla bağlıydılar. Padişah'ın işgal ettiği Saltanat - Hilafet makamı yüzyıllardır kökleşmiş bir teokratik sistemdi. 1300 yılından beri de Osmanoğullarından başka hiçbir aile iktidar olmamıştı. Egemenlik biri dinden, diğeri gelenekten gelen iki kaynaktan çıkıyor ve Padişah'ta toplanıyordu. Gerçi İttihat Terakki bu gücü kırmıştı, fakat sistemin özünü, yani egemenliğin kaynağını ve kullanılış biçimini değiştirememişti. Egemenliğin, tanrı hakları sisteminden, insan hakları sistemine geçişin bir sonucu olarak Padişah'tan ulusa geçişi, bir ilke ve ülkü olarak Amasya Genelgesi'nde ortaya konmuş ve 23 Nisan 1920'de B.M.M.'nde somutlaşmıştı. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu da bu temel üzerine oturmuştu.

    Kurtuluş Savaşı ulusal bağımsızlık yanında ulus egemenliğini de açık bir biçimde ortaya koyduğu için Padişah daha başından beri milliyetçilerin amansız düşmanı kesilmişti. M. Kemal Paşa Padişah'ın ihanetini bildiği halde, henüz zamanı olmadığı için Padişah'ı hedef almadı. Genç subaylık yıllarından beri inandığı ve Erzurum'da Mazhar Müfit'e not ettirdiği "Cumhuriyet" inancını "Ulusal bir sır" olarak sakladı. Kurtuluş Savaşı içinde "Cumhuriyetçi" bir düşünceyi ortaya atmak, iç parçalanmaya yol açacağı için bu yola gitmedi. Hatta Sivas Kongresi sırasında "Cumhuriyet" ilan edelim önerilerini red etmişti. Fakat Kurtuluş Savaşı'nın Başkomutanı, Türk Ulusu'nun kurtarıcısı M. Kemal, Türkiye'nin siyasal yapısını değiştirmenin ilk adımını Saltanat'ın kaldırılmasını sağlamakla attı. Saltanat'ın kaldırılışına en yakın arkadaşları bile karşı çıkmışlardı. Meclis'te tutucu kanat direndiyse de, M. Kemal Paşa'nın kararlı ve sert tutumu sonucu Saltanat'ın kaldırılışı sağlandı. Fakat onun bu sert tutumu endişe doğurdu. Bunun bir başlangıç olduğunu görenler çeşitli yöntemlerle M. Kemal Paşa'yı engellemeye çalıştılar.

    2 Aralık 1922'de Meclis'e muhalif grup tarafından bir öneri verildi. "İntihab-ı Mebusan Kanunu"nda değişiklik yapılmasını isteyen önergede "Büyük Millet Meclisi'ne üye seçilmek için Türkiye'nin bugünkü sınırları içindeki yerler halkından olmak ve seçim çevresine yeni gelenlerin ise en az beş yıl oturmuş olmaları" gerektiği kanun hükmü haline getirilmek isteniyordu. M. Kemal Paşa'yı milletvekili seçilmekten yoksun bırakmak isteyen bu önerge üzerine söz alan M. Kemal Paşa, doğum yerinin Türkiye'nin sınırları dışında kaldığını ve bir yerde beş yıl oturmadığını belirttikten sonra, düşmanlara karşı savaştığını, vatanı kurtarmak için hiç bir yerde beş yıl oturamadığını hatırlatıp, ulusun sevgisisi kazanmış bir insan olmasına rağmen kendisini yurttaşlık haklarından yoksun bırakmak isteyen bu kimselerin bu yetkiyi kimden aldıklarını sordu. Önerge red edildi.

   Mustafa Kemal'in kamuoyu yoklaması yapmak üzere 14 Ocak 1923'de Batı Anadolu'da bir geziye çıkmasını fırsat bilen muhalif grup, O'nun Ankara'dan ayrıldığının ertesi günü "Hilafet-i İslamiye ve Büyük Millet Meclisi" başlıklı bir broşür yayınladılar. Broşürün önceden hazırlanmış olduğu ve M. Kemal'in Ankara'dan ayrılmasını fırsat bilerek dağıtıldığı anlaşılıyordu. Broşürün ana fikri, islam kamuoyunun son gelişmelerden (Saltanatın Kaldırılışı) büyük ızdırap içinde bulunduğu, Hilafet'in hükümet demek olduğu ve Hilafet'in hukuk ve görevlerini yok etmenin hiç kimsenin, hiç bir meclisin elinde olmadığı esaslarına dayanıyor, "Halife Meclisin, Meclis Halife'nindir." sözleriyle bitiriyordu. Yürütme yetkisinin Halife'ye verilmesini ve Meclis'in aldığı kararların ve kanunların Halife'yi bağlamayacağı, dolayısıyla Meclis'in çıkardığı Saltanat ve Hilafet ile ilgili yasaların meşru olmadığı görüşü savunuluyordu. Bu bildiri, M. Kemal'e ve O'nun gerçekleştirmek istediği devrime bir tepki idi.

   İzmit'e gelen M. Kemal, din ve hilafet konusunda yaptığı açıklamada "Türkiye Büyük Millet Meclisi Halife'nin değildir ve olamaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız ve yalnız Ulusundur." dedi. T.B.M.M.nin büyük programının tam bağımsızlık, kayıtsız şartsız ulusal egemenlik esaslarına dayandığını, teokratik devlet biçiminin ve buna bağlı bütün toplumsal düzenin ve çıkarların yıkılacağını belirtti. 16 Ocak'ta yaptığı toplantıda, Hilafet'in dinle ilgisi olmadığını, siyasi bir mevki olduğunu, idare-i maslahatçılıkla devrim yapılamayacağını belirttikten sonra "Devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafamızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız devrim ve ilerleme bir an bile durmayacaktır" diyerek gericilere gerekli yanıtı verdi. Basınla iyi ilişki kurmak istediği için İzmit'te yaptığı basın toplantısında, "Devrim" yapılacağını açıklarken, Meclis'te birliğin sağlanması için "Müdafaa-ı Hukuk Gurubu"nun gerekli olduğunu bunun dışındaki grupların yararlı olmadığını belirtti ve İttihatçılardan ülke yararı için politikaya karışmamalarını istedi. Bu sırada Annesi Zübeyde Hanım'ın ölüm haberi geldi. İzmir'de annesinin mezarı başında devrimci inancını "Ulusal hakimiyet uğrunda canımı vermek benim için bir vicdan ve namus borcu olsun" sözleriyle bir kez daha yineledi. Bu sırada Lozan'ın ilk görüşmeleri kesildiği için İsmet Paşa ile Ankara'ya döndü. Meclis'te gizli oturumlar çok sert geçti. Trabzon mebusu Şükrü Bey'in Topal Osman tarafından öldürülüşü, M. Kemal'e saldırılara yol açtı. M. Kemal'i kendilerine buyük engel gören, tutucu, gerici, ittihatçılar, çıkarcı gruplar, O'na karşı muhalefette birleşiyorlardı. Yakın arkadaşlarından Rauf Bey, Kazım Karabekir, Refet Bele, Ali Fuat Paşa'lar da yavaş, yavaş yanından ayrılıp, Hilâfetçilere kuvvet veriyorlardı. Saltanatı geri getirmek isteyen gericilerin çalışmaları karşısında arkadaşlarının kendisini yalnız bıraktığını gören M. Kemal, 20 Mart 1923'te Konya'da yaptığı bir konuşmada Türkiye'yi Ortaçağ karanlığına çekmek isteyen gericilere karşı tutumunu açıkça şu sözleriyle belirtti: "Eğer onlara karşı benim şahsımda bir şey anlamak isterseniz, derim ki, ben şahsen onların düşmanıyım. Onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim şahsi imanıma değil, yalnız benim amacıma değil, o adım benim ulusumun hayatıyla ilgili, o adım benim ulusumun hayatına karşı bir kasıt, o adım ulusumun kalbine yöneltilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle aynı fikirde olan arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka o adımları atanları tepelemektir... Sizlere bunun da üstünde bir söz söyleyeyim. Örneğin eğer bunu sağlıyacak kanunlar olmasa, bunu sağlayacak meclis olmasa, öyle olumsuz adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam; yine tepeler ve yine öldürürüm."

    Cumhuriyet'e doğru gidiş bu kararlı sözlerle açıkça görülüyordu. M. Kemal Paşa, 8 Nisan 1923'de dokuz ilkede görüşlerini toplatarak, programını belirlerken, siyasi biçimlenmeyi de hazırladı.
Savaş zamanının T.B.M.M.'nin görevi son bulmuştu. Bu sebeple Meclis kendini dağıtıp, seçime gitme kararı aldı. M. Kemal, dağılmadan önce Meclisten 15 Nisan'da, Saltanatı geri getirmeye çalışanları vatan haini kabul eden bir kanun değişikliği ile "Hıyanet-i Vataniye Kanunu"na, ileride gerekirse yine İstiklal Mahkemeleri kurma fırsatını veren bir ek getirdi.

   Yeni kurulacak Meclis'te kuvvetli bir kadro oluşturmayı ve böylece Cumhuriyet'i ilan etmeyi düşünen M. Kemal'in bu çalışmaları yakın arkadaşlarının kendisinden uzaklaşmasını hızlandırdı. Rauf Bey ve arkadaşları, M. Kemal'in partiler üstü kalmasını, politikaya karışmamasını, önererek, O'nu pasif duruma getirmek istiyorlardı. Rauf Bey'in İsmet Paşa ile aralarının açılması da bu ayrılığın başka bir yönü idi. Lozan'dan dönen İsmet Paşa'yı karşılamak istemeyen Rauf Bey Başbakanlık'tan bile istifa etti.
İkinci Meclis, toplandıktan sonra Lozan'ı onayladı. Artık sorun Türkiye'nin rejiminin belirlenmesiydi. M. Kemal 22 Eylül 1923'de "Neue Treie Presse" adlı bir Viyana gazetesi muhabiriyle yaptığı görüşmede, 23 Nisan 1920'de kurulan sistemin Cumhuriyet olduğunu fakat adının açıklanamadığını belirtip, yapılacak işin yalnızca isim koymak olduğunu söyledi.

   Yeni devletin başkentinin neresi olacağı da bir sorundu. Ankara 1920'den beri bu işi yapıyordu. Merkezi ve güvenli durumu ortada idi. Meclis'te uzun tartışmalardan sonra 13 Ekim'de Ankara başkent olarak oy çokluğu ile kabul edildi. Cumhuriyet'in ilanına bir adım daha yaklaşılmıştı.
M. Kemal'e Cumhuriyet'in ilanına fırsat veren bir hükümet buhranı oldu. Başbakan Fethi Okyar Bey'e karşı Meclis'te muhalefet oluşması üzerine M. Kemal, "Erkan-ı Harbiye Umumiye Riyaseti Vekili Fevzi Paşa"nın dışında kabinenin istifasına karar verdi ve 27 Ekim'de uygulandı. Mevcut sisteme göre her bakan Meclis tarafından tek tek seçiliyordu. İstifa eden bakanlar yeniden seçilirlerse, görev kabul etmeyeceklerdi. Bu sırada Rauf Bey, Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet Paşalar İstanbul'da bulunuyorlar ve temasları, Halife'ye yakınlık gösterileri oluyordu. Ankara'da' ise kabine kurulamıyordu. Bu gelişmeler üzerine "Cumhuriyet İlanı" ile işi kökünden çözmeye karar veren M. Kemal 28 Ekim gecesi Çankaya'da İsmet Paşa ve bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz." diyerek kararını açıkladı. Misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet Paşa'yı alıkoydu ve birlikte, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda gerekli değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar. Ertesi gün saat 10'da Parti grubunda yapılan toplantıda, M. Kemal Paşa Genel Başkan olarak Hükümet buhranının mevcut sistemden kaynaklandığını, bunun çözumünün istikrarlı bir sistemde olduğunu belirtttkten sonra değişiklik önergesini okuttu:
* Türkiye Devleti'nin Hukümet şekli Cumhuriyettir
* Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur
* Türkiye Devleti, Hükümetin inkisam ettiği idare şubelerini İcra Vekilleri (Bakanlar Kurulu)
vasıtasıyla idare eder.

    Bu önerge Parti toplantısında tartışıldı Büyük Millet Meclisi'nin aynı akşam (29 Ekim 1923) saat 18:45'de yaptığı toplantıdan sonra 20.30'da "YAŞASIN CUMHURİYET" sesleri arasında Cumhuriyet ilan olundu ve yeni Türk Devleti'nin adı kondu. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ". Hemen arkasından da Türk Ulusu'nun kurtarıcısı Gazi M.Kemal oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçildi. Kürsüye gelen Cumhurbaşkanı M. Kemal, kendisini Cumhurbaşkanı seçen Meclis'e teşekkür ettikten sonra "Son yıllarda Ulusumuzun fiili olarak gösterdiği kabiliyet ve istidat, kendi hakkında kötü düşüncede bulunanlarınn ne kadar tedkikten uzak görünüşe önem veren insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Ulusumuz kendisinde bulunan nitelikleri ve değeri, hükümetin yeni adıyla uygarlık dünyasına çok daha kolay gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünyada işgal ettiği yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir... Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve muzaffer olacaktır." sözleriyle konuşmasını tamamladı. M. Kemal Cumhurbaşkanı seçildiğinde henüz 42 yaşındaydı. Cumhuriyetin ilk Başbakanı İsmet Paşa oldu.

    19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan yeni ve bağımsız, bir Türk Devleti kurmak savaşı dış ve iç düşmanlara karşı başarıyla sonuçlanarak Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Kurtuluş Savaşı'nın inanç ve başarısı nasıl Atatürk'ün eseri idiyse, Cumhuriyet de yine O'nun eseri idi. İleriki yıllarda bunu şu sözleriyle belirtti. "Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti'dir."

SONUÇ
   Bir zamanların muhteşem Osmanlı İmparatorluğu, gerek iç gerekse dış etkenlerin sonucunda 18. y.y.'dan itibaren hızlı bir çökuntüye girdi. Kapitülasyonlar sebebiyle Avrupa devletlerinin açık pazarı durumuna geldi. Rusya ve Avusturya'nın devamlı saldırıları sonunda savaşları kaybederken, önemli topraklarını elden çıkardı. İmparatorluğun bu çöküntüsünü gören Padişahlar, İmparatorluğu kurtarmak için ıslahat önlemlerine başladılar. Fakat yalnızca askeri olan bu önlemler etkili olamadı. III. Selim'in başlattığı Nizam-ı Cedit ise 1807'de gerici bir ayaklanma ile son buldu.

    19. y.y.'da çöküntü büyük hızla sürerken, Fransız Devrimi'nin ortaya koyduğu ulusal bağımsızlık ve egemenlik akımları, Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'da yaşayan Hristiyan azınlıklarını etkiledi ve bagımsızlık isteklerini kamçıladı. Sırp, Yunan ve hatta Mısır ayaklanmaları İmparatorluğun iç bünyesini sarstı ve bunlar giderek bağımsızlık veya özerklik kazandılar. Bu yüz yılda Rus tehlikesi karşısında İngiltere ve Fransa Osmanlı İmparatorluğu'nun toprak bütünlüğünü koruma potikası izlediler. Kırım Savaşı'nda bu politika sonucu Rusya'ya savaş bile açtılar. 1838 ticaret anlaşması ile imparatorluk ekonomik bakımdan batının eline geçerken, 1854'den sonra başlayan dış borçlanma ile, 1881'de mali iflasa ve batının mali denetimine girdi. II. Mahmut Islahatı ve Tanzimat da İmparatorluğun kurtuluşu için çözüm olmadı. Genç Osmanlılar'ın çalışmaları 1876'da Kanun-u Esasi'nin ilanını hazırladı. Birinci Meşrutiyet yaşama fırsatı bulamadan 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı bu dönemin sonunu hazırlarken, Abdülhamid'in "İstibdatı" başladı. Bu tarihten sonra İngiltere de koruyucu politikasını terk etti. Ermeni konusu da ilk kez gündeme geldi. Osmanlı İmparatorluğu bundan sonra Almanya'ya yanaştı. Alman siyasi, askeri ilişkisi, Alman ekonomik ihtiraslarını da getirdi. Bağdat Demiryolu projesi bunu simgeledi.

    20. y.y.'a girilirken Abdülhamid'e karşı başlayan Genç Türk hareketi gittikçe kuvvetlendi ve 1908'de II. Meşrutiyeti getirdi. Fakat 31 Mart gerici ayaklanması ile 1909'da iç buhran yaşandı. II. Meşrutiyet de İmparatorluğu kurtaramadı. Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık ve Türkçülük akımlarının çatıştığı bu dönem, içte buhranlar, anarşi yaratırken, dışta da Trablus ve Balkan Savaşları'nda büyük yenilgi ve tüm Makedonya'nın kaybı ile sonuçlandı. 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı'na Almanya yanında giren İmparatorluğun kaderi de çizilmiş oldu. Bu savaştan çok ağır kayıplarla yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu Mondros Ateşkesi ile kayıtsız şartsız teslim oldu.

    Yüz yıldan beri süren Doğu Sorununun çözümü, Avrupa'nın Hasta Adamının mirasının paylaşılması ile Türk Ulusu'nun dünya siyasi tarihindeki varlığı ortadan kaldırılmak isteniyordu. Savaş içinde gizli anlaşmalarla, İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya Osmanlı İmparatorluğu'nun paylaşılmasını kararlaştırmışlardı. Fakat Rusya'da devrim çıkınca anlaşmalar önemini yitirdi. Türk Ulusu'nun hakkında karar verecek en büyük kuvvet İngiltere idi. İngiltere Batı Anadolu'yu Yunanistan'a veriyor, Doğuda bir Ermenistan ve Kürdistan kurmak istiyor, Türk yurdunun geri kalan yerlerini de Fransa ve İtalya ile paylaşıyordu. Ülkenin yağmalanmasına boyun eğen Padişah ve Hükümet, kurtuluşu İngiliz himayesinde görüyorlardı. Halk ve aydınlar çaresizlik içinde, çoğunluk kadere boyun eğmiş görünüyordu. Kurtuluş çareleri arayanlar Padişah - Halifesiz bir çare düşünemiyordu. Kurtuluşu Amerikan mandasında görenler veya yörelerinin kurtuluşunu sağlamak için çalışanlar vardı.

    Birinci Dünya Savaşı'nın sonundaki perişan ve çaresiz durumda, bir tek insan, M. Kemal topyekün kurtuluş ve tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak düşüncesiyle Samsun'a geldi. O'nun yola çıktığı sırada ise Yunanlılar İzmir'i işgal ediyorlardı. Padişah ve Hukümet ise İzmir'i Yunanlılara veren İngilizlerin hala körü körüne her isteğine boyun eğiyorlardı. Düşmanla işbirliği yapan Padişah ve İstanbul Hükümeti'nin bu tutumları karşısında M. Kemal, ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik savaşının esaslarını Amasya'da ulusu ve orduyu Padişah - Halifeye karşı ayaklandırmak şeklinde belirledi. Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde de bu esaslar içinde yeni bir Türk Devleti'nin kuruluşunun ulusal bilinçlenme, idari, siyasi örgütlenmesini de gerçekleştirdi. Misak-ı Milli ile bu esaslar İstanbul'da bir kez daha ortaya konunca İngilizler, İstanbul'u işgal ettiler. Bundan yılmayan M. Kemal, Ankara'da ulusun meşru iradesinin eseri olan ulusal egemenlik prensibini B.M.M. ile ortaya koydu. Fakat bütün bunların gerçekleşmesi çok büyük güçlükler ve olanaksızlıklar içinde yapılıyordı. Bir yandan İtilaf Devletleri ve Yunan saldırısı ve baskıları bir yandan Padişah ve İstanbul Hükümeti'nin M. Kemal ve B.M.M.'ni gayri meşru ilan etmesi, Türk Ulusu'nu olumsuz yönde etkiledi. Türk Ulusu, yüzlerce yıldan beri dini ve geleneksel iktidar kabul edilen Padişah - Halife ile bu değerleri yıkan ve yerine ulusal, egemenlik değerleriyle ulusu bir araya toplamak isteyen M. Kemal hareketi arasında bir süre bocaladı. Yer yer B.M.M.'nin otoritesine karşı ayaklanmalar çıktı.

    Doğu Anadolu'da Ermenilere, Güneyde Fransızlara karşı savaşıldı. Batıda Yunan Taarruzu ve iç ayaklanmalara karşı Kuva-yı Milliye ile çözüm bulan B.M.M. daha sonra düzenli ordu kurar. I. ve II. İnönü Savaşları ile ilk askeri başarılarını sağladı. Diğer yandan dış ilişkilerde Sovyetler Birliği ile Moskova Antlaşması'nı imzaladı. Sakarya Meydan Savaşı'nda Yunan Ordusu'nu yendi. Fransa ile de anlaşan Türkiye İtilaf blokunu da parçaladı. 26 Ağustos 1922'de başlayan ve 9 Eylül'de İzmir'de Yunan Ordusu'nun denize dökülmesi ile son bulan Büyük Taarruz, Türkiye gerçeğini ve Türk Ulusu'nun yenilmez azmini bütün dünyaya kanıtladı. Askeri başarısını Mudanya Ateşkesi ve Lozan Antlaşması ile de onaylattı. Emperyalizme karşı yapılan bağımsızlık savaşını kazanan, "Türk Mucizesi"ni yaratan Türkiye'nin bu başarısı bütün Mazlum Uluslara örnek oldu.

    M. Kemal Kurtuluş Savaşı'nın bittiği yerde; Türkiye'nin çağdaşlaşma savaşını başlattı. 1 Kasım 1922'de Saltanat'ın kaldırılışı ve 29 Ekim 1923'de Cumhuriyet'in İlanı ile Türkiye yeni devlet sistemini Fransız Devrimi ile ortaya konan insan haklarına dayanan "Ulusal ve Laik Devlet"i gerçekleştirmiş oldu. Ancak, çağdaş devlet ve ülke olma mücadelesi için Türk Devrimi'nin başarılması için Cumhuriyet döneminde Atatürk 'ün yeni mücadele vermesi gerekiyordu.

Ergün AYBARS, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün. Basımevi, 1986, ss. 359-366


? 1 Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

28/10/2007 - SAATLER GERİ ALINIYOR.....

Kategori: GUNLUK

ARKADAŞLAR ARTIKKIŞGELDİDENEBİLİR ARTIK SAATLER BU GECE

1 SAAT GERİ ALINIYOR.YANİ SAAT  24.00DA SAAT DAHA 23.00 OLDU

  ŞUANDA SAAT YENİ 24.00OLDU YANİ

  HEPİNİZE İYİ GECELER

 

? yok Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

22/10/2007 - YİNE PAZARTESİ VE İŞ BAŞI...

Kategori: GUNLUK

                  BUGUN YİNE PAZARTESİ YENİ HAFTA BAŞLAMASIYLA YOGUN BİR HAFTA BENİ BEKLİYOR ŞİRKETİMDE İSO KALİTE BELGESİ İÇİN ÇALIŞMLAR VAR BU HAFTA SİZLERİ ÇOK FAZLA ZİYARETE GELEMZSEM KUSURUMA BAKMAYIN MALUM İŞ YERİNDE İŞLE İLGİLENMEK GEREK PATRON KOVAR SONRA DEGİLMİ  

     HEPİNİZE YOGUN OLMAYAN BİR HAFTA DİLİYORUM ...

? yok Yorum ? Yorum yaz! ? Bağlantı

? Sonraki Sayfa


Hakkımda

Yemek,Gezi,Takı,çocuk sağlığı YAVRUMA DUYDUGUM ÖZLEM İÇİN AÇTIM BU SİTEYİ KISA BİR SÜRE AYRI İDİ BENDEN AMA ÇOK ŞÜKÜR ARTIK YANIMDA RABBİM KİMSEYİ YAVRUSUNDAN AYIRMASIN.... My creation My creation

Son Yorumlar

<%Son Yorumlar%>
Cute Sayclub Animation From Dolliecrave.com

Kategoriler



MSN İÇİN

BANNERİMİ EKLER MİSİNİZ?


Cute Sayclub Animation From Dolliecrave.com Free Counter
Get a Free Counter makhina

ImageChef.com - Custom comment codes for MySpace, Hi5, Friendster and more Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

DUYURU PANOSU

PORSELEN DEMLİK ETKİNLİĞİMİZ 17 DEVAM EDİYOR SON KATILIM 09 MART AKŞAMI..TARİFLER http://sefertasi.blogcu.com arkadaşımızda yayınlanacaktır. http://birdemliksohbet.blogspot.com(BİRDEMLİKSOHBET) SAYFASINDA BU HAFTA SEVGİLİ SEVGİ PINARI KONUK MUTLAKA OKUMALISINIZ
Sitene_Ekle
Cute Sayclub Animation From Dolliecrave.com
VATAN İÇİN CANIM FEDA

http://img139.imageshack.us/img139/5224/nazarboncugude8.gif

Arkadaşlarım

? ecay
? meyraca
? ipekyolu
? umudum
? mamila
? nazengul
? sultan07
? eminedantelorgu
? mavis62
? gercekyasamdan
? nalish
? izmirlipinar
? bizden
? nurgulp
? orgusepeti
? emay
? deniznehir
? elele
? guldefne
? ecaynetmodelleri
? sados
? ornekci
? sevilayca
? gezginhobi
? makhina
? hobi69
? bombac
? neslihobi
? orgucuteyze
? netsozlugu
? gezi34
? kadinveguzellik
Site Meter

arkadaşlarımın bannerları

NurTopu.CoM Resim Yeri daisy1
ayseceörgüler TIKLAA
alinceylindelfin didems
illede


Web Stats